SİRİUS VE DÜNYA: GİZEMLİ BAĞLANTI

İnsanoğlu, yaratılışından itibaren etrafındaki olaylara anlam verme, yaşamın amacını ve doğanın işleyişini anlamak amacıyla gökyüzünü ilham verici bir kaynak olarak kullanmışlardır. İnsanlar, yıldızlar ile üzerinde yaşadıkları gezegen arasında bağlantı kurmuşlar ve çeşitli hesaplamalarını buna göre yapmışlardır. Bu konuda başarılı tespit yapan insan toplulukları, güçlü ve büyük medeniyetler de kurmaya vakıf olmuşlardır. Sirius takımyıldızı da bu ilhamların başlıca kaynağı olarak çeşitli toplulukların gözlem ve hesaplamalar yaptığı başlıca yıldızlardandır. Bu nedenle birçok topluluğun bu takımyıldızına değer vermesinin gizemli bir nedeni olduğu ortadadır.




Sirius; gökyüzünün en parlak yıldızı...


Sirius hakkında daha önce gizemli hikayeler duydunuz mu?


Sirius olarak da bilinen yıldız, gezegenimizden görülebilen en parlak yıldızlar arasındadır. Dünya’ya yaklaşık 8.6 ışık yılı uzaklıkta yer alan ve Güneş’e olan yakınlık bakımından yedinci sıradaki yıldız olan Sirius, beyaz renkli ışıltısı nedeniyle çok dikkat çekici olduğu için, insanlar tarafından anlatılan dünya dışı varlık hikayelerine de malzeme oluyor. Sirius aslında tek bir yıldız değildir, daha parlak olan Sirius (Sirius A) ve daha sönük olan Sirius B adı verilen beyaz bir cüce yıldızdan oluşan ikili bir yıldız sistemidir.


1800’ lü yılların ortalarında, Sirius A yıldızının bir salınım yaptığını farkeden astronomlar, Dünya’dan net bir şekilde görülemeyen fakat Sirius A’nın yörüngesinde dolanan başka bir yıldızın var olduğunu söylemişlerdir. Sirius B, Sirius ’dan 10.000 kat daha sönüktür ve 2005 yılına kadar da görüntülenememiştir. Sirius B, Sirius'un çevresinde eliptik bir çizgi izleyerek, yaklaşık 50 yılda bir turunu tamamlar. Sirius B yıldızının, Dünya'nın çapından yaklaşık üç kat daha büyük ve yoğunluk olarak Dünya'nın 275.000 katı olduğunu söyleyebiliriz; bu nedenle üzerinden alınan sadece 15 cm³ madde yaklaşık 1 tona eşittir. Ayrıca, yerçekimi alanının yoğunluğu Dünya'nınkinden yaklaşık 35.000 kat daha fazladır.


Latince kullanımı oldukça yaygın olan “Sirius”, köken bakımından Latince değildir. Latince’ye Hellence’den geçmiş olan bu yıldızın adı “Seirios” şeklinde kullanılmıştır ve anlamı “parlaklık, ateş; aşırı sıcak gün” dür. Bu yıldıza Eski Mısır’da ise “Sopdet” adı verilmiştir. Mezopotamya’ da ise bu yıldızın, “Kak-sisa”, “Kak-si-di”, “Kak-si-si” şeklinde kullanıldığı görülmektedir. Sanskritçe’de “Mrgavyadha” veya “Lubdhaka” olarak bilinen Sirius Yıldızı’ndan, “avcı” , İskandinavya’da ise “Lokabrenna” olarak bahsedilir ve “Loki’nin meşalesi, Loki’nin yaktığı ” anlamındadır. Çinliler bu yıldız takımından bahsederken “Hu-Şi” adını kullanır ve bu kelime, Çincede “yay ve ok” anlamında kullanılır. Japonlar ise bu yıldıza “Aoboshi” demektedir ve anlamı “mavi yıldız” dır. Dogonların “Sigi”, dedikleri bu yıldıza Araplar “Şi’ra” demiştir ve bu kelime Arapça’da “işaret, rehber, kılavuz” anlamına gelmektedir.

Sirius yıldızı, geçmişten günümüze birçok farklı topluluk tarafından kutsal ilan edilmiş ve hakkında birçok tarihsel mit ortaya atılmıştır. Sümerler’ den başlayan bu yolculuk Türk, Çin, Hint ve Afrika mitolojisinde de kendine yer bulmuştur.


Bugün bahsedeceğim konu ise Afrika’nın Mali Cumhuriyeti’nde yaşayan Dogon kabilesinin yüzyıllardır süregelen öğretileri ve mitleri ile ilgili olacak. Toplam nüfusu yaklaşık 300 bin kişiye ulaşan bu topluluk, oldukça ilkel ve teknolojiden bağımsız bir şekilde yaşamlarını sürdürmelerine rağmen, yıldızlar ve güneş sistemi hakkında çok ayrıntılı bir bilgi deposuna sahip olmalarıyla dünyanın ilgisini üstlerine toplamışlardır.















Bu kabileye mensup insanlar varoluşlarını ise çok ilginç bir şekilde açıklıyor. Onlara göre varoluşlarının başlangıcı Sirius sistemi ile Güneş sisteminin evliliğine dayanıyor ve o sistemden dünyamıza geldiklerini iddia ediyorlar.

Dogonlar, Sirius Yıldızı’nın en parlak yıldız olduğunu Sirius’un yanında çıplak gözle görülmeyen küçük yoğun ve sönük bir yıldızın daha bulunduğunu ve bu yıldızın tam konumunu biliyorlar ve dahası henüz bilim insanlarının bile keşfetmediği üçüncü bir yıldızın (Sirius C) da varlığından bahsediyorlar. Dogonların yüzyıllardır bahsettiği sönük yıldızın (Sirius B), bilim insanları tarafından 1800’lü yılların ortasında keşfedilebilmesinin arkasındaki gizem ne olabilir?


Dogonlar’ ın yüzyıllardır yeni nesillere aktarılagelen bilgileri sadece bununla kalmıyor aynı zamanda modern dünyamızda ilk kez ‘Galileo’ tarafından gözlemlenmiş yapılar olan Jüpiter’in dört uydusu ve Satürn’ün yalnızca teleskopla görülebilen halkaları, ayrı olarak Samanyolu Galaksisi’ nin sarmal bir şekilde hareket ettiği de onların aktarımlarında

göze çarpıyor.


Dogonlar, günümüzde yaşayan çoğu medeniyetin kullandığı harf ve kelime sisteminin dışında kalarak sembollerle bu geleneği aktarmaktalar. Anlatımlarına göre, onlara bu gizemli sembol dilini ve astronomik bilgileri ‘’Nommolar’’ adını verdikleri, hem suda hem de karada yaşayabilen dünya dışı (Sirius B' de yaşadıklarını söylüyorlar) amfibi bir varlık türü öğretti.



Dogon kabileleriyle yakın olarak görüşen, Marcel Griaule (1898-1956) and Germaine Dieterlen (1903-1999) adlı Alman antropologlar, onların aşağıdaki bilgilere hakim olduklarını söylediler:


1. Dünya, diğer gezegenler gibi, Güneş'in etrafında daireselden ziyade eliptik şekilde hareket eder. Dünya kendi ekseni etrafında döndüğü için, bu hareket gökyüzünün ters çevrilmiş gibi görünmesini sağlar.

2. Jüpiter (Danna Tolo) 4 uyduya sahiptir ve onlara Zeus'un çocukları adını vermişlerdir (Danna Tolo Unum).

3. Satün’ ün halkaları vardır.

4. Onlar, Sirius’un bir değil iki eşlikçi yıldızı olduğunu söylemelerinin yanında, ikinci yıldızın (Sirius C) Sirius B’den daha büyük, 4 kat daha hafif ve daha hızlı olduğunu ve neredeyse dairesel bir yörüngede hareket ettiğini de belirtmişlerdir.

5. Onlar gök cisimlerini;

Sabit yıldızlar(Tolo) (diğer gök cisminin etrafında dolanmazlar)

Gezegenler (Tolo tanaze)(gök cismi diğer bir gök cismi etrafında döner)

Uydular (Tolo gonoze)( gök cisimleri gezegenler etrafında döner)

Olmak üzere 3 grupta sınıflandırdılar.

6. Son olarak, galaksimizin, Dünya'ya bağlı olan bir dönme kuvveti olduğunu iddia ediyorlar.


Dogonların yüzyıllardır teknolojiden uzak yaşamalarına rağmen bu derecede astronomik ve matematiksel bilgiye sahip olmalarının nedeni bilim insanlarını şaşırtmaya devam ediyor. Bu kadim bilgilerin topluluklarının rahipleri tarafından korunduğunu ve diğer insanlara aktardıkları bilgilerin sadece buz dağının görünen yüzü olduğunu söylüyorlar. Gerekli olan hiçbir teknik araca sahip olmayan ve modern uygarlığın ancak 1930’larda temasa geçtiği “ Dogonlar bu kadar bilgiyi nereden elde etmişler?” sorusunun cevabı hala büyük bir muamma.

Referans


1. Holberg J. B. (2007). Sirius: Brightest Diamond in the Night Sky. Chichester 2007.

2. Yaprak P. U. (2017). Sirius Cult in Turkish and World Mythologies. Mediterranean Journal of Humanities. VI/2 (2017) 345-365 (2017).

3. Robert K. G. T. (1980). The Sirius Mystery. Nature 283, 242 (1980).

4. Efstratios T. (2005). Sirius in art and astronomy of the african tribe of Dogon. ATHENS-Eugenides Foundation, Athens, PALAIO PHALIRO.Volume: 1 (2005).

Dijital referans


5. https://www.space.com/21702-sirius-brightest-star.html

6. https://www.crystalinks.com/sirius.html

1,090 views0 comments

Recent Posts

See All