PEKİ YA SONRA ! DÜNYANIN SONUNA SEYİRCİ KALMAK..

2021 Ağustos; hastalık bitmiş, maskeler çıkmış …. Artık derin bir nefes alabiliriz ! Esaretten kurtulduk! Dilediğimiz gibi arkadaşlarımızla görüşüp; istediğimiz şekilde dolaşabiliriz. Dokunabiliriz her yere. Sabah toplu kahvaltılara gidip; akşamları yemek ve sonrasında eğlence ile günü bitirebiliriz.! En önemlisi okullarımıza gidebiliriz. Öğle aralarında yemeğe çıkacak ilk sınıf olmanın mutluluğu ile yemekhanede yemek yiyebiliriz..

Peki ya sonra…

Mart 2020 den öncesi… Hiçbir sıkıntımız yoktu , hayatımız çok mu yolundaydı..

Cevap veriyorum ;Hayır , değildi. Hep bir felaket senaryosu vardı hayatımızda. Savaşlar , açlık, ölüm, küresel ısınma, kuraklık.. Aniden değişen deniz rengi, toplu balık ölümleri, balina intiharları...

Bütün bunlar hayatımızda vardı ama sizin ilginizi çekiyor muydu ? Yoksa bu felaket senaryoları içerisinde sadece size doğrudan etki edebilecek bir durum mu ilginizi çekti..

Durun ve düşünün… Bilim insanları kutuplarda petrol aranmasına karşı çıkarken , nesli tükenen hayvanların öldürülmemesi için çabalarken , insanlar köpek balıklarının(73 milyon) yüzgeçlerini süs eşyası yapmak için kesip alıp balığı boğularak ölmeye terk ederken sizin de sesiniz çıktı mı şimdiki gibi… Sanmam..


Salgın hastalıklar elbet bitecek; bu günler geçecek daha önce olduğu gibi. Ama bu kuraklık, küresel ısınma ve uzun vadede küçük küçük etki eden iklim değişiklikleri hayatımızdan hiç gitmeyecek. İşte biraz da farkındalık oluşturmak için yazıyorum bu yazımı.

Bir virüs bizleri evlerimize kapattı ve birçok şeyi anlamamızı sağladı. Peki çevremizdeki diğer değişiklikler bize ne anlatıyor. İşte burada hayatımıza biyoloji ve biyoindikatör terimi giriyor.. Biraz bilimsel olarak tanımından bahsetmek istiyorum. Biyoindikatör çevresel kirliliği yaşam fonksiyonlarını değiştirerek veya çevrelerindeki toksinleri vücudunda biriktirerek cevap veren canlılara deniliyor. Yani organizma çevrede olan kirliliği anlatmak için kendini feda edebiliyor. Hayatını feda edebilen bu canlıları yaptıkları şeyin anlamlı olduğunu belirtmek için bizim sadece çevremize biraz daha dikkatli bakmamız gerekiyor.



Bu minik kahramanları biraz öğrenelim :)

İlk olarak arılardan bahsetmek istiyorum. Hayatın devamlılığını sağlamak için var gücüyle çalışıyorlar. En önemli etkileri tabii ki tozlaşmaya sağladıkları katkı. Ama bunun dışında arılardaki davranışsal değişiklikler ve ölüm oranları özellikle o bölgede olan pestisitler, radyoaktif maddeler ve ağır metaller ile ilgili bize bilgi veriyor. Yani bulunduğunuz bölgede arı ölümleri varsa tehlikedesiniz demektir. Ayrıca arıların yok olması ile beraber dünyadaki canlıların sadece 4 yıl yaşam sürebileceğini biliyor muydunuz ?


Balık yemeyi çok severiz .Tutması ise çoğu kişi için sıkıcı gözükse de aslında eğlenceli ve dinlendiricidir. Peki ya balık ölümleri... Örneğin bir gölde alabalıklar ölüyorsa muhtemelen o gölün oksijen oranı azalmıştır. Veya o göle kimyasallar karışmıştır. Şimdi bu gölün suyu kullanılıyorsa ; siz kullanmak ister misiniz...?


Kurbağalar ,çevresel strese karşı aşırı hassas olan organizmalar... Yaşadığımız ortamda bulunan nehirde suyun debisinin azalmasını siz fark etmeyebilirsiniz ama bunu ilk fark edecek canlılardan biri kurbağalardır. Ve sizi uyarmak için var güçleriyle çabalarlar.


Yaşadığınız yerde hava kirli mi ? Bunu likenlere sorabilirsiniz ..Gizli kahramanlar likenler. Özellikle kutup altı bölgelerinde ren geyiklerinin ve insanların temel besin kaynağı olan bu likenler hava kirliliğinin olduğu yerde kullanılabilecek en güzel biyoindikatör canlılardır. Gelişmiş bir kök sistemleri olmadıkları için havada bulunan ağır metalleri bünyesinde barındırarak kendi yaşam alanlarını daraltabilirler. Bunu genelde renk kaybı ve yüzeylerinde kristal birikimi ile gösterirler. Sizin bu değişimi fark etmeniz için onlara bakmanız yeterlidir.


Denizlerde renk değişimi , toplu balık ölümleri , kötü kokular.. Bunların sebebi genelde sulara karışan fabrika atıkları olmaktadır. Bu durum yasalarla yasaklanmış olsa da fark ettirmeden yapan birçok firma var. Ama neyse ki bu değişimi kolayca fark eden biyoindikatör canlılarımız var. Eğer denizde kirlilik varsa yeşil alglerden olan Ulva rigida ve Ulva lactuca sayısı artarak o bölgede bulunan kirliliği ifade etmektedir.





Daha birçok örnek verebilirim ama şimdilik bu kadarını fark edebilsek kafi..

Bu dünyada yaşamın sadece bizim olmadığını anlamamız gerekiyor. Ve bunu anlamak içinde illa evlere kapanmaya ihtiyacımız yok. Dünyanın sonuna seyirci kalamayız. Bunu değiştirmek için bir şeyler yapmalıyız. Bir bilgi size çok şey katacaktır. Günde ortalama 4 saat kullandığınız sosyal medyada bulunan arama motorunda bir kere de bunlarla ilgili bir arama yapın. Değişimin kendisi siz olun. UNUTMAYIN SİZ DEĞİŞİRSENİZ DÜNYA DEĞİŞİR…DAHA YAŞANABİLİR BİR DÜNYA İÇİN BİRLİKTE HAREKET ETMELİYİZ…

236 views0 comments

Recent Posts

See All