CANLILIK İÇİN BÜYÜK TEHDİT OLAN BİYOLOJİK SAVAŞ

İnsanlık var olduğundan beri farklı nedenlerden dolayı hep bir mücadele içindedir. Bilimin oldukça ilerlediği ve insanların birbiriyle her anlamda yarışa girdiği bir dönemde yaşıyoruz. Bu durum biz insanları stratejiler kurmaya teşvik eder. Günün imkanları ve teknolojileri tüm olanaklarıyla kullanılmakla birlikte gelişen teknoloji her zaman iyi sonuçlar doğurmayabilir. İnsanlık; kendisini, çevresini, ülkesini, ekonomisini, bilimini ve silahlarını geliştirip bunları canlı tutmak için sürekli çaba sarf eder . Bir topluluk, bir devlet ayakta kalabilmek için onun bağımsızlığı ve gücü en önemli noktalardandır. Bunlar olmazsa o toplum yok olmaya mahkumdur. İnsanlık çeşitli nedenlerden dolayı birbiriyle geçmiş zamanlardan beri bir çok savaş yaşamıştır. Bu savaşlar her zaman gözle görülür bir şekilde yaşanmamıştır. Teknolojisi, bilimi gelişen ülke gücü eline alıp asıl o yok edici savaşı elindeki silahla başlatmıştır.


BİYOLOJİK SAVAŞ

İnsanlara, bitkilere, hayvanlara zarar verip onları yok etmek veya yıkıma uğratmak için mikroorganizmaları veya bunların toksinlerinin isteyerek kullanılmasıdır. İnsanlarda özellikle epidemik karakterde hastalık oluşturmak üzere planlı bir şekilde kullanılmasını ifade eder. Bu durum aynı zamanda dünya üzerinde canlı olan her şey için tehdittir. Nükleer, kimyasal, biyolojik ve radyolojik adı altında dört değişik formatı olan bu silahlardan biyolojik silahların – henüz ilk ikisi kadar sık telaffuz edilmese de – uluslararası toplum tarafından önemi her geçen gün daha fazla anlaşılmaya başlanmıştır.




BİYOLOJİK SİLAHLAR(AJANLAR)

Biyolojik tahribatın başlayabilmesi için çeşitli yollardan hayata katılan silahlardır. Bu ajanlar bakteri, virüs, toksin, riketsiya, klamidya ve mantarlardır .


Biyolojik saldırılarda kullanılma potansiyeline sahip bakteriler ve neden oldukları hastalıklar (parantez içerisinde belirtilmektedir) şunlardır:


• Bacillus anthracis (Şarbon)

• Yersinia pestis (Veba)

• Vibrio cholerae (Kolera)

• Francisella tularensis (Tularemi)

• Coxiella burnetti (Q ateşi)

• Brucella spp. (Bruselloz)

• Burkholderia mallei/pseudomallei (Ruam/Meliodioz)

• Rickettsia prowazekii (Tifüs)

• Chlamydia psittaci (Psittakoz)

• Salmonella spp. (Salmonellosis (Bağırsak Enfeksiyonu))

• Shigella dysenteriae (Dizanteri)

Bakterilerin oluşturduğu enfeksiyonların tedavisinde

antibiyotikler kullanılmaktadır.


TOKSİN

Bakteri, bitki, mantar ya da hayvan gibi canlı varlıkların ürettiği zehirli maddelerdir. Bu maddeler; temas halinde veya vücut dokuları tarafından absorbe edildiğinde hastalık yapma özelliğine sahiptirler. Diğer kimyasal zehirlerden farklı olarak bu maddeler canlılar tarafından üretilmektedir. Diğer biyolojik ajanlardan farklı olarak da cansızdırlar, dolayısıyla kendilerini çoğaltamazlar. Toksinler bu sebeplerle hem kimyasal hem de biyolojik ajan olarak değerlendirilmektedir.


Biyolojik saldırılarda kullanılma potansiyeline sahip toksinler şunlardır:


• Clostridium botulinum toksini

• Risin

• Clostridium perfringens toksini

• Stafilokokal enterotoksinler

• Saksitoksin

• Trichothecene mycotoxin

• Aflatoksin


VİRÜS

Canlı hücreler dışında çoğalamayan, sadece protein ve genetik malzemeden oluşan çok küçük parçacıklardır. Canlılığın bütün özelliklerini taşımadıkları için bazı bilim insanlarınca cansız sayılan bu varlıklar bitkileri, hayvanları, mantarları ya da bakterileri enfekte ederek çoğalırlar. Virüsler AIDS, grip, suçiçeği, kuduz gibi insanda birçok hastalığa sebep olurlar. Antibiyotiklerden etkilenmedikleri için virüslerin neden olduğu hastalıkların tedavisi zordur. Bu hastalıklardan korunmanın en iyi yolu, bağışıklık kazanmak için aşılanmadır.

Biyolojik saldırılarda kullanılma potansiyeline sahip virüslerin yol açtığı hastalıklar şunlardır:


• Çiçek hastalığı

• Ebola

• Venezuella doğu ve batı at ensefalomiyeliti

• Lassa

• Kırım-Kongo kanamalı ateşi

• Sarıhumma

Not: Bir biyolojik silah zarar veren kısım koruyucu zırh taşıyıcı sistem yayılma sağlayan mekanizma olarak 4 kısımdan oluşur.



BİYOLOJİK SAVAŞ MADDELERİNİN ÖZELLİKLERİ

• Teşhis edilmeleri uzun sürmekle beraber tedavi aşaması da zaman alır.

• Nükleer silahların etkisinin daha da üzerine çıkıp çok az miktarı bile büyük bir salgın başlatabilir .

• Nükleer silahın aksine topluma zarar vermek anlamında üretimleri en kolay ve en ucuzdur.

• İlaçlara karşı dayanıklıdır.

• Halk arasında paniğe ve sosyal çöküntüye sebep olabilirler.

• Daha çok bölgeye zarar verebilir.



BİYOLOJİK AJAN YAYILMA YOLLARI

• Solunum, sindirim ve üreme sistemi gibi yollarla vücudumuza girebilir.

• Deri ve göz yoluyla da bulaşabilir.

• Bazı hastalıkların yayılmaları pire, fare, sinek, sivrisinek ve besi hayvanları gibi hayvanlarla sağlanabilmektedir.

• Enfekte olmuş insanlar da hastalığı diğer sağlıklı insanlara bulaştırabilmektedir.

BİYOLOJİK MÜCADELE

Biyolojik ajanları veya verdiği zararları kaldırmak için kimyasal maddeler yerine diğer canlıların kullanılmasıdır. Bu mücadelede parazitoitler(asalak), predatörler(avcı) ve patojenler kullanılır. Bilinçli bir kullanım ile kolaylıkla başarı sağlanabilir. Bu etmenler sorunları geçici olarak değil, kalıcı olarak çözer .Genellikle uzun vadede daha ekonomiktir. Fakat bunlar canlı materyal oldukları için taşınmaları ve saklanmaları çok dikkatli bir şekilde yapılmalıdır.


NOT: "Biyolojik mücadele" terimi ilk olarak Scottford, California'daki Amerikan Ekonomik Entomologlar Birliği'nin Pasifik Yamaç Şubesi'nin 1919 toplantısında Harry Scott Smith tarafından kullanılmıştır.


BİYOLOJİK SAVAŞIN TARİHİ

Biyolojik ajanların insan öldürmek amacıyla biyolojik silah olarak kullanılması tarih öncesi çağlara kadar uzanmaktadır. Eski çağlarda mikroskobik canlılar tespit edilmemiştir . O zaman olanaklar kısıtlı olduğu için zarar verici mikroorganizmalar ölmüş hayvanlarda bulunmuştur . Savaşlarda bu öldürücü bir silahtır. Su ve gıdalara biyolojik ajan bulaştırılmış ,düşman kalelere enfekte edilmiş maddeler atılmıştır . Silahlar o zaman yoktur. Ancak hastalığa yakalananlar silahlandırılmıştır.

Mikrop kavramı ortaya çıktıktan sonra yapılan çalışmalarla beraber mikroskop icat edilmistir. Artık bilim için yeni bir kapı aralanmıştır. Sebepsiz çıkan hastalıkların nedeni daha kolay anlaşılmıştır .


• Kartacalı general Hannibal’ın Bergamalı düşman gemilerini alt etmek için yılan zehiri kullandığı milattan önce 190 yıllarına kadar tarihlendirilmektedir.


• 1346 yılında Kefe kuşatmasında Tatarların salgın oluşturmak için vebadan ölmüş insan cesetlerini mancınıkla şehrin içine attıkları geçmektedir.


• 1756-1763 yılları arasında İngiltere ve Fransa arasında yapılan Yedi Yıl Savaşlarında çiçek virüsünün kullanımıdır.


• 1932 ve 1945 yılları arasında Japonya, 731. Birim adı verilen birimde biyolojik silah araştırmaları gerçekleştirmiş ve üzerinde araştırma yaptığı on binin üstünde savaş esirinin şarbon, menenjit, kolera ve vebadan ölmesine sebep olmuştur.


• Birinci Dünya Savaşı’nda Almanlar müttefiklerinin at ve sığırlarına gizlice şarbon ve ruam hastalıklarını bulaştırmıştır.


Tarihte buna benzer birçok örnek görebiliriz. Savaşın her türlüsü insanlık için tehdittir . Bu durumun tamamen bitmesini dileriz. Bilimin her zaman bizi güzel yollara çıkarması isteğiyle. Bilimle yaşayalım.


KAYNAKÇA

www.afad.gov.tr

BİYOLOJİK GÖZLEM VE ÇALIŞMA DERS NOTLARI

185 views0 comments

Recent Posts

See All