• Tuba Nur Sakarya

Ahh Bu Şeker !

Şeker konusunda o kadar şey konuşuldu ki, başlığı gördüğünüzde çok sıradan diye düşünmüş olabilirsiniz ama bu yazıda beni etkileyen, konu hakkında farkı bakış açıları edinebileceğimiz ve izleyen herkesi etkileyebileceğini düşündüğüm “That Sugar “(Türkçeye “Ahh Bu Şeker” olarak çevrilmiştir) belgeselinden yola çıkarak, şeker üzerine konuşacağız.

Şeker, bir çoğumuzun çok sevdiği, onsuz yaşam düşünemediği, masum olmasını çok istediğimiz ama fazla tüketildiğinde vücudumuzu her yönden kötü etkileyen bir karbonhidrattır. Öncelikle şeker dediğimizde aklınıza sadece beyaz toz şeker gelmesin. Günlük hayatta düşünmeden tükettiğimiz birçok gıda şeker içermektedir. Normal bir marketten şeker içeren tüm ürünler kaldırılsa ürünlerin yaklaşık yüzde yirmilik kısmı kalırdı. Bu noktada ürünlerin etiketini okumayı öğrenmek çok önemli çünkü ürünlerin içerik kısmına baktığımızda sadece şeker yazısını görmeyiz. Şeker piyasada yaklaşık 56 farklı isimle yer alıyor; maltoz, sükroz, pirinç şurubu, dekstroz gibi.


Şimdi önce şu soruyla başlayalım: Şeker nedir? Şeker saf karbonhidrattır. En basit hali glikozdur. Vücudun ve beynin enerji kaynağıdır. Glikoz olmazsa bedenimiz çalışamaz ama bu noktada o zaman rahatça tüketebiliriz diye düşünmemeliyiz çünkü normal tükettiğimiz yiyeceklerden zaten beynimiz ve vücudumuz için gerekli miktarı sağlayabiliyoruz. Vücudumuzun dışardan ayrıca ek bir işlenmiş şekere ihtiyacı yoktur. Diğer şeker türü laktozdur, anne sütünde görülür. Başka bir çeşidi ise sükrozdur ve çayımıza, kahvemize, tatlılarımıza koyduğumuz şekerdir. Sükroz iki şekerin birleşiminden oluşur; %50 glikoz ve %50 fruktoz. Asıl sorun fruktozdadır. Yiyecekleri tatlı hale getiren ve yediğimiz çoğu üründe bulunan şeker türüdür. Normalde doğada az miktarda meyve, bal gibi ürünlerde bulunur, tükettiğimiz zaman ideal oranında tüketiriz. Ama günümüzde artık o kadar yaygınlaştı ki yediğimiz çoğu üründe bulunuyor ve biz bedenimizin kaldırabileceğinden fazlasını tüketiyoruz.



Peki şeker vücudumuza nasıl etki ediyor? That Sugar belgeselinde bu konu çok güzel işleniyor. Gündelik hayatında şeker kullanmayan Damon Gameau şeker ile ilgili belgesel çekmeye karar verir ve şeker tüketmeye başlar. Kendisine içinde doktor, diyetisyen, psikolog içeren bir ekip kurar. Deney için 60 gün boyunca şeker tüketir ve kurduğu ekip bu süre boyunca Damon’ın sağlık durumunu kontrol eder. Günde 40 çay kaşığı(160g) şeker tüketmeye başlar.(Bir Avusturalyalı, günde ortalama bu miktarda şeker tüketiyor.)İlk duyduğunuzda bu miktar fazla gelmiş olabilir ama bu miktarın gün içerisinde çok kolayca ulaşılabilir olduğunu gördüğünüzde şaşıracaksınız. Üstelik Damon çikolata, dondurma, kek gibi fazlasıyla şeker içeren ürünler tüketmeden bu miktara ulaşıyor. Mısır gevrekleri, meyveli yoğurtlar, hazır aldığımız meyve suları gibi ürünler tüketiyor sadece. 2 ay boyunca, ruh halinde bozulmalar, karın bölgesinde aşırı yağlanma ve kilo artışı gibi değişimler yaşıyor. Çok kısa sürede fiziksel olarak hemen fark edilebilen bu kadar değişim yaşaması gerçekten ilginç. Belgeseli izlerseniz eğer bunu daha iyi gözlemleyebilirsiniz.

Ruh halindeki değişikliğinin sebebi, şekerli bir ürün yediğimizde kan şekeri çok hızlı artar belli bir süre enerji patlaması yaşanır, kısa bir süre enerjik ve mutlu hissedilir. Sonra insülin salgılanır. İnsülin salgılanması ile kan şekeri hızlı bir şekilde düşer, yorgun hissedilir ve tekrar yeme istediği uyanır. Bu değişimler ruh halini büyük oranda etkiler çünkü beynin yakıtı glikozdur ve sabit seviyede durması en sağlıklı olandır. Glikoz seviyesi inip çıkıyorsa bu dengesizlik beyni kötü etkiler. Zihin bulanıklaşır, yorgun hissedilir, dikkat dağınıklığı ve depresyon oluşur. Şekerin beynimize bir diğer etkisi de şeker aldığımızda vücudumuzun ödül mekanizması uyarılır ve dopamin salgılanır. Bu durum bağımlılık yapan maddeler kadar olmasa da vücudun tekrar şeker istemesine sebep olur. Yanı şekerde bir nevi bağımlılık yapar. Çoğu insanın şekere bağımlı görünmesinin sebebi de budur.


Karın bölgesindeki yağlanma, kilo artışı bunlar artık hepimizin bildiği gibi insülin direncine, karaciğer yağlanmasına, damar tıkanmasına, ileri dönemlerde obezite gibi birçok hastalığa yol açıyor. Şekerin beslenmemizdeki yerini bozup bu hale getirmeseydik bu hastalıklar günümüzde bu kadar yaygın olur muydu?


Bir içecek üzerinden ne kadar fazla şeker tüketebildiğimizi örneklendirelim. Mesela yazın serinlemek için büyük boy, bol tatlandırıcılı soğuk içeceklerden birini tükettiğinizi düşünelim. İçinde yaklaşık 34 çay kaşığı(yaklaşık 136 g) şeker bulunuyor(Bu miktar belgeseldeki içecek üzerinden hesaplanmıştır. İçeceğe göre şeker miktarı değişebilir). Bu miktardaki şekeri doğal olarak tüketmemiz için 4 şeftali, 2 misket limonu, 30 limon, 30 çilek yememiz gerekirdi ki bu neredeyse imkansız. Ama biz, şekeri farklı şekillerde sunarak bir oturuşta bu kadar miktarda şeker tüketebilmemizi sağladık. Bu durumun benzeri ne yazık ki taze sıktığımız meyve sularında da mevcut. Normalde bir oturuşta 1 elma doymamızı sağlarken elma suyu sıktığımızda doymamızı sağlayacak lifli kısmı atıp sadece şekerini bırakıyoruz. Bir bardak elma suyu için yaklaşık 4 tane elma kullanılıyoruz yani dört elmanın içerdiği şekeri bir anda tüketebiliyoruz. Doğadan aldığımız bu güzel paketi bozup bedenimize

fazlaca şeker yüklemiş oluyoruz.


Peki hiç şeker tüketmeyecek miyiz? Aşırıya kaçmadan haftada bir küçük dilim tatlı ya da az bir miktarda çikolata yemek kimseyi incitmez. Her şeyde olduğu gibi bu durumda da dengeli ve kontrollü olmak çok önemli.

Bu belgesel üstüne konuşulacak daha çok şey var ama her şeyi anlatıp belgeseli izlemek isteyenlerin keyfini kaçırmak istemiyorum. Burada değinemediğim, şekeri başka yönleriyle keşfetmek için kesinlikle belgeseli izlemenizi tavsiye ediyorum. Bir de aşağıya beğendiğim iki tane Ted-x konuşması önerisi koyuyorum isteyenler onlara da göz atabilir.


Bir sonraki yazımda görüşmek üzere…



Referanslar:

That Sugar belgesel

Robert Lusting: Sugar : Hiding in plain sight ,Tedx.com

Dr.Nicole Avena,How Sugar Effects The Brain?,Tedx.com

“The Scoop on Sugar “ntischool.com

272 views0 comments

Recent Posts

See All

İŞ YERİNİZDEKİ TEHLİKE: BİYOLOJİK AJANLAR

Biyolojik ajanlar insanları, hayvanları ve bitkileri öldüren veya hastalanmalarına sebep olan organizmalar ya da bu organizmaların ürettiği zehirli maddeler (toksinler) dir. Bu ajanların çoğu zararsız